Cilt: 19  Sayı: 6 - 2013
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak-İçindekiler
Cover-Contents
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Sayfalar I - III
DOWNLOAD

ARAŞTıRMA MAKALESI
2.
Yük Taşımacılığının Şehir İçi Karayolu Hacmine Etkilerinin Kestirimi: İzmir Örneği
Prediction of Freight Transport Impacts on Urban Road Volumes: A Case Study of Izmir
Yıldırım Oral, Görkem Gülhan
doi: 10.5505/pajes.2013.21939  Sayfalar 231 - 239
Şehir içi ulaşım sorunlarının çözümüne ilişkin planlama yaklaşımlarında bireylerin yolculuk taleplerinin yanı sıra her türden malların hareketlerinin kestirimlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu gereklilik her ölçekteki ve özellikle yoğun bölgesel ilişkiler içeren şehirler için farklı düzey ve biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Üretim ve tüketim ilişkilerinin yanı sıra ekonomi nedeniyle de şehir yol ağlarının doğrudan yük taşımacılığından etkilendiği görülmektedir. Çalışma bu etkilenmenin şehir planlama ve ulaştırma sürecinde ele alınıp ileriye dönük çözümler kapsamında nasıl değerlendirilebileceğine ait bir örnek yaklaşım olarak düşünülmüştür. Örnek olarak İzmir merkez şehirsel alanı alınmıştır. Bu alan yaklaşık olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 3030 sayılı yasa dönemindeki yetki ve sorumluluk sınırlarını kapsamaktadır. Yük yaratım merkezlerinin şehir içindeki konumları ve ağırlıkları, yük hareketi niteliğindeki toplam taleplerin ortaya çıkmasına doğrudan neden olmaktadır. Aynı zamanda transit trafik içinde de yoğun bir biçimde yük taşıtlarının bulunduğu görülmektedir. Şehir içi yol ağlarının özellikleri nedeniyle yük taşıtlarının her kademedeki yollar üzerinde görülmesi de olasıdır. Bu nedenlerle yük taşıt hareketleri yoğunluklarının, yük yaratım merkezlerinin konum ve ağırlıklarıyla ilişkilendirilmesi düşünülmüştür. Yük hareketlerinin çeşitli nedensellik ilişkileriyle ölçümünün geliştirilebileceği, bu amaçla kullanılabilir parametrelerin var olabileceği, bu çalışmanın varsayımları olarak kabul edilmiştir. Çalışmada İzmir’deki yük taşımacılığının ölçümü, metropoliten iş merkezini ve bazı kümeleşme alanlarını çevreleyen sınırlardan geçen taşıtların yoğunluğu ile bu alanların sınırları içindeki yük yaratım merkezlerinin konumları ve ağırlıkları birlikte değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yaklaşımın aşamaları ise;
• İzmir’de yük yaratım merkezlerinin türleri, konumları, ağırlıkları ve karayolu trafiğinde yaklaşık ölçüm değerlerinin saptanması.
• İş merkezi çevresinden geçen sınır ile bazı kümeleşme alanlarının sınırlarının çizilmesi, sayım noktalarının belirlenmesi.
• İç trafik açısından yük taşıt hareketlerinin yoğunluklarının saptanması,
olarak belirlenmiştir.
Planning paradigms, which aim to overcome urban transport problems, have to evaluate the mobility prediction of goods besides the mobility of individuals. This is a requirement and it comes up with different scales and features in the cities which contain high density of regional interactions. Urban roads respond from freight transport due to economy besides relation of productions and consumptions. This study is an instance to generate solutions for future which tries to evaluate respective interaction in the process of urban planning and transport planning. Study area has been stated as the city Izmir, TURKEY. The exact area is the legal responsibility border of the law 3030. The location and impact of freight transport generation stations cause total freight transport demands to rise up. Concurrently, there is a high ratio of freight transport in the transit traffic. Freight vehicles may be seen in every level of roads due to features of the road network. Therefore, it has been aimed to correlate freight transport moves with the location and impacts of the freight generation stations. This study also assumes that freight transport moves may have some measurable reasons and may contain usable parameters, for this purpose. The measurement of freight transport in Izmir, the density of the vehicles which interacts with the several aggregation areas and the location or impacts of the freight transport generation stations in those areas have been tried to evaluate simultaneously. The stages of the paradigm are determined as below:

• To determine the categories of the freight transport generation stations and measurement values on urban roads,
• To draw the borders of several aggregations areas and CBD area borders by determining enumeration points,
• To measure density of freight vehicles move in terms of inner traffic,
Makale Özeti | Tam Metin PDF

3.
Köyyollarının Takibi, Bakım Ve Onarımı İçin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) Esaslı Yönetim Modeli: Denizli Örneği
Geographic Information Systems (GIS) Based Village Roads Management Model For Monitoring, Maintenance And Repairing Purposes: Example Of Denizli
Yetiş Şazi Murat, Selim Saldıroğlu
doi: 10.5505/pajes.2013.33042  Sayfalar 240 - 248
Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) özellikle gelişmiş ülkelerde her alanda sıklıkla kullanılan bir araç haline gelmişken Türkiye’ de, merkezi ve yerel yönetimlerce benimsenmiş olmakla birlikte kamu hizmetlerinde kullanımı ise henüz emekleme aşamasındadır.
Denizli İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde il sınırları içindeki sorumluluk ve hizmet alanında bulunan köyyolları envanterinin güncellenmesi, farklı analiz sonuçları üzerinden Müdürlüğün kırsal altyapı hizmetlerine modern ve teknik yöntemlerle yön verilmesi amaçlı CBS destekli bir çalışma ortaya konulmuştur. Strateji Geliştirme Müdürlüğü ile birlikte yürütülen bu çalışmada farklı amaçlar için geliştirilmiş olan katmanlar, topoğrafik haritalar, uydu fotoğrafları vb. araçlardan istifade edilerek köyyolları ile ilgili yürütülen hizmetin doğru ve güncel verilere dayalı olmasına çalışılmıştır. Kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını sağlayabilecek hassas ve hızlı analiz sonuçlarına göre köyyolları ulaşımının yeniden planlanması, eksik ve hatalı durumların tespiti ile tam ve bütünleşik bir yönetim sistemi kurulması amaçlı pilot bir proje ortaya konulmaya ve ürün olarak kullanılması yoluna gidilmiştir.
Geographic information systems has become a tool that is often used in many fields especially in developed countries, yet in Turkey while it’s been recognized and acknowledged by central and local authorities, its use in public services is still in only the crawling stages.
Within the borders of Denizli Provincial Administration Roads and Transportation Services Directorship, a GIS-supported study has been undertaken in order to update information on all village roads in the related area of responsibility and service and to aid the Directorship’s country infrastructure service with modern and technical methods over different analysis results obtained. In this study, executed with the Strategy Development Directorship, through using developed layers, topographic maps, satellite photos, etc. devised in fact for different purposes, it was aimed to ensure that the service concerning village roads are based on correct and update data. In line with the fast and sensitive analysis results obtained in this study as an attempt to ensure that public resources are used efficiently, it was aimed to put forth a pilot project to be used later on as a product which is thought to serve as a model to help re-plan village road constructions, determine lacking and incomplete cases, thereby establish a complete and integrated management plan.
Makale Özeti | Tam Metin PDF

4.
Elazığ yöresine ait atık tuğla ve kireç taşı tozunun kendiliğinden yerleşen harcın mühendislik özelliklerine etkisi
Effects of Elazig region waste brick and limestone powder on engineering properties of self-compacting mortar
Merve Açıkgenç, Mehmet Karataş, Zülfü Çınar Ulucan
doi: 10.5505/pajes.2013.24633  Sayfalar 249 - 255
Bu çalışmanın amacı, kendiliğinden yerleşen harçta (KYH) mineral katkı kullanımının harcın dayanım ve viskozite özelliklerine etkisinin araştırılmasıdır. Kendiliğinden yerleşen beton (KYB), geleneksel betona göre daha az iri agrega içerdiğinden KYB tasarımının temelini harç oluşturur. Bu nedenle bu çalışmada harç kullanmak uygun bulunmuştur. Bunun yanı sıra KYB’ da gerekli dayanım, dayanıklılık ve uygun bir işlenebilirlik gibi özellikler, iyi bir beton üretimini kaçınılmaz kılmaktadır. Bu özelliklerin sağlanmasında mineral katkı maddelerinin (Silis dumanı, Uçucu kul, kireçtaşı tozu, yüksek fırın cürufu vb.) gerekliliği ve belirli miktarda toz malzemenin sağlanmasının, özellikle KYB’ da işlenebilirlik ve kıvam açısından şart olduğu yapılan birçok çalışmada ortaya konulmuştur. Ayrıca, düzensiz bir biçimde çevreye bırakılan atıkların çevre sağlığını tehdit etmesini önlemek ve KYB’ da kullanılacak toz maddelere yöresel anlamda yenilerini ekleyerek, böylece hem nakliye maliyetinin hem de kireç taşı ve tuğla tozunun çimento azaltılarak kullanımıyla malzeme maliyetin düşürülmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, çimento yerine ikame yöntemiyle Elazığ Yöresi Kireçtaşı Tozu ve Atık Tuğla Tozu birlikte ve ayrı ayrı kullanılarak, toplamda 23 adet harç karışımı oluşturulmuştur. Bu harçların, işlenebilirlik özelliklerini belirlemek ve kendiliğinden yerleşebilirliklerini incelemek amacıyla, mini çökme-yayılma ve mini V-hunisi deneyleri yapılmış, ayrıca harçların viskoziteleri saptanmıştır. Mekanik özellikler için numunelerin 3, 7, 28 ve 91 günlük periyotlarında üç noktalı eğilme ve basınç deneyi yapılmıştır. Ayrıca numuneler üzerinde kapiler su emme deneyi yapılmış ve daha sonra numunelerin toplam su emme, porozite oranları ve yoğunlukları belirlenmiştir.
The aim of this study is to investigate the effects of using mineral additives on Self compacting Mortar’s (SCM) strength and viscosity properties. As Self-compacting concrete (SCC) contains less coarse aggregate than conventional concrete, mortar forms the basis of the design of SCC. Therefore, this study was found to be appropriate to use mortar. In addition, the properties of SCC such as required strength, durability and workability makes a good production of concrete inevitable. While Providing this properties, it has been presented in many studies that mineral additive (silica fume, fly ash, limestone powder, blast furnace slag etc.) and certain amount of powder material requirement is essential especially in terms of workability and consistency of SCC. Furthermore, it was aimed to prevent environmental health threats by wastes released disorderly and to add new powder material to be used in SCC and finally to reduce the cost of both transport and cement by using limestone and waste brick powder. For this purpose, 23 types of mortars, in which cement was partially replaced of limestone and waste brick powder, were produced. The mini slump flow and V-funnel tests were used to assess the workability and the self compactivity properties of the fresh mortars, and the viscosity of mortars were also measured. The hardened properties of SCM specimens including the compressive strength and tensile strength in bending were investigated and all tests were performed for 3, 7, 28 and 91 days. Moreover, capillary water absorption test were performed and, total water absorption and porosity rates of all specimens were measured.
Makale Özeti | Tam Metin PDF

5.
Simav ve Van Depremleri (2011) Yapı Hasar Nedenlerinin Değerlendirilmesi
Evaluation of Reasons of the Damages after Simav and Van (2011) Earthquakes
Mehmet İnel, Hayri Baytan Özmen, Bayram Tanık Çaycı
doi: 10.5505/pajes.2013.46036  Sayfalar 256 - 265
Türkiye bir deprem ülkesidir. 2011 yılı içerisinde meydana gelen Simav ve Van depremleri başta olmak üzere yaşanan yoğun sismik hareketlilik bu gerçeği bir kez daha hatırlatmıştır. Çalışmanın amacı, bu depremler sonrası mühendislik ilkeleri ile bağdaşmayan şekil ve ölçüde oluşan hasar ve can kayıplarının nedenleri üzerinde durmaktır. Yapılan incelemelerde yetersiz malzeme özellikleri, tasarım ve uygulama hataları başta olmak üzere, hasar alan yapıların benzer eksikliklere sahip olduğu sonucuna varılmıştır. En önemli göçme sebebi olarak birleşim bölgesi ve donatı kenetlenme boyu yetersizlikleri gösterilebilir. Bunlardan sonra: yetersiz ve/veya hatalı yanal donatı uygulamaları, kısa kolon, kapalı çıkma ve yumuşak kat etkileri, hatalı yalıtım ve kalkan duvar imalatları, beton dayanımı yetersizliği, binalar arası çekiçleme ve çarpışma etkileri ve taşıyıcı sistem tasarım hataları önemli hasar nedenleri arasındadır. Depremler sonrasında yapılan kayda değer diğer gözlemler: deprem hasarının merkez üssüne uzaklık yanında birçok başka parametreye bağlı olduğu, güçlendirilen binalarının yeterli performansa sahip olabileceği, ağır kusurlara sahip perdeli yapıların dahi toptan göçme yaşayabileceği, yüksek beton dayanımına sahip yapılarda da önemli hasar oluşabileceği, esnek yapılarda önemli taşıyıcı sistem hasarı olmasa bile ağır mimari hasarlar oluşabileceği, betonarme orta ve ağır hasarlı binaların daha çok 4-5 katlı binalarda yoğunlaşması, tekniğine uygun yapılan kerpiç çok katlı yapıların dahi depremi hasarsız atlatabileceği, dolayısıyla yıkımın ana sebebinin mühendislik ilkelerine uyulmaması olduğu şeklinde sıralanabilir.
Turkey is located on a region with high seismicity. The intense seismic activity in 2011, especially Simav and Van earthquakes, once again reminded of this fact. The aim of this study is to give information on the causes of the heavy damage and loss of lives after these earthquakes which are not incompliance with engineering principles. Based on the investigations, the damaged buildings are found to have similar deficiencies as inadequate detailing, material properties, faults in application and design. The most important reasons of the collapses are insufficient strength of joint regions and lap splice lengths. The following flaws are: inadequacies in amount or/and detailing of the lateral reinforcements, short column, overhang and soft story effects, deficient isolation applications and gable wall construction, low concrete strength, pounding and collision between buildings and faulty load bearing system designs. The other remarkable observations after the earthquakes are: the dependency of the seismic damages to some other parameters beside distance to the epicenter, adequate performances of the retrofitted buildings, total collapse of even shear-wall buildings with heavy flaws, buildings with high concrete strength may be heavily damaged, buildings with flexible load carrying system may take significant architectural damage without structural, for moderate and heavy damages 4-5 story buildings are the most damaged ones, even the multi story adobe buildings that are built in accordance with technical provisions may survive the earthquake without damage, therefore the main reason for the devastation is the violation of the engineering principles.
Makale Özeti | Tam Metin PDF

6.
Dış Merkez Çaprazlı Bir Çelik Perdenin Deprem Performansının Doğrusal Olmayan Dinamik Hesap Yöntemi İle Değerlendirilmesi
The Seismic Performance Evaluation of An Eccentrically Braced Steel Frame by Non-Linear Analyses
Yavuz Durgun, Cüneyt Vatansever, Konuralp Girgin, Engin Orakdöğen
doi: 10.5505/pajes.2013.22932  Sayfalar 266 - 274
Bu çalışmada, Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik-2007 (DBYBHY-2007) ye göre boyutlandırılan altı katlı dış merkez çaprazlı bir çelik perdenin deprem performansı, zaman tanım alanında doğrusal olmayan hesap yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede göreli kat ötelemeleri, kat kesme kuvvetleri, çapraz ve kolonların iç kuvvet istemleri ile bağ kirişi kesme kuvveti ve dönme istemleri dikkate alınmıştır. Zaman tanım alanında doğrusal olmayan analizler yedi adet deprem ivme kaydı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucu elde edilen istemlerin ortalama değerleri esas alınarak dış merkez çaprazlı çelik perdelerin kullanıldığı orta yükseklikteki binalar için DBYBHY-2007’de öngörülen kapasite tasarımı yaklaşımının yeterliliği araştırılmıştır.
The goal of this paper is to investigate the non-linear response and to assess the seismic performance of a six story eccentrically braced steel frame (EBF). For this, split-K-braced EBF with high ductility level designed according to the Turkish Earthquake Code-2007 (TEC-07) is analyzed under seven selected earthquake records. The performance of the EBF is assessed considering drift, story and base shear demands, brace and column axial forces and bending moment demands, link beam shear force and rotation demands. Mean values of the demands are used in the performance assessment. The provisions based on capacity design approach specified in TEC-07 for EBFs with high ductility level are discussed by employing the findings.
Makale Özeti | Tam Metin PDF